Yanılmaz kehanetler: Marxist Propaganda |

Ana sayfa»Aklıma Takılanlar»

”Tanrı aşkına, bütün önyargıları ve dogmaları yıktıktan sonra halkın beynini yıkama sırası bize mi geldi?”(Sosyalist Prudhon’un Karl Marx’a hitabı, 1864)

“Moskova Metrosu’nun bütün dünyadaki tek metro olduğunu söylemek yalandır… Tabi Bolşevikler bütün diğer metroları yıkacak güce sahip olmadığı sürece. Bir başka deyişle YANILMAZ KEHANETLER totaliter rejimlerin dünyayı ele geçirme planlarını ele verir. Çünkü totaliter lider  ancak tamamen kontrol altındaki bir dünyada bütün YALAN KEHANETLERİ gerçekleştirebilir, [Gerçeklere hükmedebilir]” (The Origins of Totalitarianism, Hannah Arendt, 1°)

 Sadece marxistlere özgü olMAyan, faşist, komünist, Kemalist ve İslamcı bütün devrimleri kapsayan bir başka meseledir bu, gelecekten haber vermek, YANILMAZ KEHANETLERDE BULUNMAK. Naziler biyolojinin yanılmaz ırk kanunlarına göre tasavvur etmişlerdi “das tausendjährige Reich” dedikleri,  1000 yıl sürecek olan hakimiyetlerini. 28 şubat zulmünün Genel Kurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu da 1000 yıllık bir ömür biçmişti o faşist rejime. Marxizm ise “Tarihin YANILMAZ yasalarına” dayamıştı sırtını. Komünist Manifesto’da, Kapital’de ve komünizmin bütün temel metinlerinde öne çıkan bir öge bu.

Peki teoride insan haysiyetini yücelten marxizmin bu türlü kehanetlere başvurmasının sebebi neydi? Eğer marxizm iyi bir şey ise marxistler neden YANILMAZ KEHANETLER uydurma ihtiyacı hissettiler? Neden marxizmin güzelliklerini(?) olduğu gibi anlatmadılar insanlara? Böylece ortak bir akıl ve gönül birliği ile ilerlenir, Marx’ın dediği gibi bütün dünya işçileri KOLAYLIKLA birleşebilirdi.

Bazı marxistler bunu şöyle savunuyorlar: “Bir savaş hali söz konusuydu, proletaryaya umut vermek, motive etmek için Marx buna mecburdu”. Bu savunmayı 1800′ler için kabul edebiliriz ama 20ci asrın komünistlerinde de değişen bir şey olmadı.

Meselâ Jean Paul Sartre 1954′te yaptığı Moskova gezisinin ardından Komünist Rusya’da fikir özgürlüğünün mükemmel olduğunu ve bu ülkenin  hayat standardı bakımından 10 yıl içinde batılı ülkeleri geride bırakacağını söylemişti. Aynı Jean Paul Sartre 1975′te yaptığı bir mülakatta ise Fransız Komünist Partisi’ne yardım etmek için bilerek yalan söylediğini itiraf etti. Aslında Stalin’in soykırımları biliniyordu 1950′lerin Fransa’sında. Komünist ülkelerde aydınlara yapılan baskı ve işkenceler de biliniyordu. Zaten Sartre komünizme verdiği destek yüzünden Albert Camus gibi aydınlardan ağır eleştiri aldı. Ama 1956′da özgürlük isteyen macarların Komünist Rusya tarafından tanklarla ezilmesine kadar bu ideolojiyi desteklemekten vaz geçmedi.

Evet, neden marxistler gelecekten haber verir? Neden YANILMAZ KEHANETLER sadece marxistlerin değil hemen bütün devrimcilerin vazgeçilmezi olmuştur? Sanırım bu sorunun cevabı Marx’ın yakın dostlarından birinin şu sözlerinde gizli:

 ”Tanrı aşkına, bütün önyargıları ve dogmaları yıktıktan sonra halkın beynini yıkama sırası bize mi geldi?”(Sosyalist Prudhon’un Karl Marx’a hitabı, 1864)

Bu sözden sonra aralarının fena halde açıldığını tahmin edebilirsiniz. Marx Prudhon’u komünist hareketten dışlamakla kalmamış, onu aşağılamak için özel bir metin bile kaleme almış. Sanıyorum Marx’ın bu kadar kızmasının gerçek sebebi Prudhon’un SONUNA KADAR haklı olmasıydı. Bir başka anarşist olan Stirner’in dediği gibi komünizm hızla bir dogma haline geliyor; Marx’ın zihinlerden ve kalplerden kovduğu dinî inançların tahtına talip oluyordu. (Bkz. “Din Toplumun Afyonudur”)

Ama biz bu yazının kapsamında BEYİN YIKAMA boyutuna odaklanalım.

 

Bir dünya yarattım, yalnız ikimiz için

  • - Beni falanca ile aldatıyorsun !
  • - Sen delirdin mi ?
  • - …
  • - Kıskançlığına tahammül edemiyorum, çıkıp hava alacağım biraz.
  • - Biliyordum zaten, onun yanına gidiyorsun değil mi?

Vehim zindanındaki insan “dışarıdan” gelen bilgileri kullanarak kurtaramaz kendisini. Dışarıdan gelen bilgileri kendi vehim sistemine dahil eder, yanıldığını gösteren her yeni bilgi zindanın duvarlarını biraz daha kalınlaştırır. Gerçek olmayanı, aldatmacayı gerçek gibi, gerçek olanı da aldatmaca gibi yaşamaya başladıktan sonra geri dönmek zordur. “İçerisi” ile “dışarısı” birbirine karışmıştır artık. Neden böyledir?

Çünkü beyin yıkamanın esası YALAN DEĞİLDİR, Gerçek Dünya’dan Kurgu Dünya’ya KAÇIŞTIR. Bir bakıma kuralları belli bir oyun gibi düşünebilirsiniz bunu. Meselâ futbol maçına gidersiniz. Takımınızın renklerinde şapka ve bayraklar vardır elinizde. Kısa bir süre için “Fenerbahçeli” olup günlük dert ve tasalarınızı evde bırakırsınız. “Futbol” denen oyunun kuralları 90 dakikalığına bütün Tabiat kanunlarının yerine geçer. Hakemin düdüğü Yerçekimi kanunu kadar determinist olur. Meselâ “attığınız” gole hakem “ofsayt” derse çok üzülürsünüz. Ama dedik ya 90 dakikalığına bilerek, isteyerek “kaptırırsınız” kendinizi oyuna. Gerçek hayattan kopamazsanız maçın “tadı” olmaz zaten. Meselâ “attığınız gol” gerçekte “top” denen bir cismin iki direk arasından geçmesidir, fizikî anlamda önemsizdir. Ama siz gerçekten eğlenmek, maç heyecanını yaşamak için bu Kurgu Dünya’ya girersiniz ve çıkarsınız.

 Ama maça gelen bazı insanlar için stadın içindeki Kurgu Dünya dışarıdaki Gerçek Dünya’nın yerini alır. Maç sırasında “ölürüm Fenerbahçe için” diye şarkılar söyleyenler 90 dakika bitince bıçaklarını çekip “öteki” takımın seyircilerini öldürmeye kalkarlar, “ötekilerin” formasını yakabilirler. Bu zavallı insanlar için Gerçek Dünya öyle karmaşık ve öyle içinden çıkılmaz bir hal almıştır ki stadın içindeki basit ve tutarlı olan Kurgu Dünya’da rahat bir nefes alırlar. Ne işsizlik, ne açlık, ne borçlar, ne gelecek korkusu, ne tinerci kardeşi ne evi terk eden annesi… “Bizim” renklerimizi giyenler ve “ötekiler” vardır orada. Dost ve düşman bellidir. Bu sebeple dünyanın bir çok yerinde ırkçı hareketlerin ifade alanı olmuştur stadyumlar. Kumar masasından kalkamayan, içki şişesine, bilgisayar oyunlarına yapışan müptela da böyledir. “Normal” bir aktivite ile kurulan “sapık” bir ilişki vardır ortada. Kendi içinde tutarlı, basit, öngörülebilir bir dünya…

“Totaliter propaganda gerçeklerden kurguya kaçış esnasında filiz verir, özgür bir dünya tasavvurundan basit ve öngörülebilir olana doğru. Halk yığınları köklerinden sökülmüş olmanın verdiği korku ve geleceği göreMEmenin endişesi içindedir. (Bkz. Kökünden sökülme: 1, 2, 3) Hayattaki rastlantılar, öngörülemeyen olaylar tahammül edilmez bir hale gelmiştir. Fakat bütün bunların yanında bir sebep daha vardır ki o da insan zekâsının TUTARLI, AÇIKLANABİLİR olanı öngörülemez olana tercih etmesidir. Halkların beyinlerini yıkaTmaya bu kadar gönüllü olması aslında yaşamak zorunda oldukları hayatı reddetmeleridir.” (The Origins of Totalitarianism, Hannah Arendt, 1°)

Arendt’in bu açıklamalarını Karl Marx’ın özellikle Londra’da iken bizzat yaşadığı koşullarla paralel olarak canlandırın gözünüzün önünde. Yeni doğmuş çocuğuna beşik alacak parayı denkleştiremeyen bir babanın bir kaç ay sonra aynı bebek için tabut parası aradığı bir Londra. Borç para bulamadığı için çocuğunu tabutsuz gömen insanlar sizce yaşadıkları dünyayı kabul edebilir miydi? Basit bir Kurgu Dünya çok daha “akla uygun” gelmez miydi? “Hey dostum, bebeğin ölümü senin suçun değil, suç seni sömüren kralïn / burjuvanın / Yahudilerin / Masonların / …” Her kapı çaldığında alacaklılar geldi diye yerlerinden sıçrayan bu insanlar belki ekmek kadar ihtiyaç duyuyorlardı basit ve öngörülebilen bir dünya tasavvuruna.

 

Dipnotlar

1° Bu devasa eserin ilk iki cildinin Türkçeye çevirildiğini gördüm. Üçüncüyü bulamadım. Koyduğum alıntı üçüncü cilttendir, Totalitarian Movement. Eğer Türkçesini biliyorsanız referansını yorum olarak paylaşmanızı rica ediyorum:

Bu yazı ŞURADAN alınmıştır.

Benzer Yazılar

BUNLARDA VAR

  • Mustafa Kemal Atatürk
  • Patlamanın Mağdurları Taksim'de Adalet İstedi
  • En iyi animasyon Oyuncak Hikayesi
  • Bir Grib dolandırıcımız eksikti
  • 27 yıllık inat mezarda son buldu
  • Bu haber Tem 8th, 2011 Tarihinde Aklıma Takılanlar Kategorisine yazilmistir. Bu yazi icin RSS Besleme Linki Burasidir RSS 2.0.
    Bu Sayfayı Yazdır Bu Sayfayı Yazdır

    Ana sayfaya Git | Yukarı Çık

    Bu Haber/Yazı Yorumlara Kapalıdır


    2008 Zeytin.Net altinda bulunan tum yazi,yorum,bilgi ve belge'nin icerigi,belirtilen kaynaga aittir.Sitemizden kaynak göstermek koşuluyla alıntı yapılabilir.Zeytin.Net dış bağlantılardaki sitelerin içeriğinden sorumlu tutulamaz.
    Etimolojik olarak Zeytin, dunya dillerinde zeta, zai, zertum, zeirtum, zait, zaitun, zeytun, elaiwa, elaia, olea, oliva, olive, oleum, oli, huile, oil, aceite kelimeleriyle ifade edilir. Eski adlarda, hatta gunumuzde Olivia, Olive, Olivier, Olivares, Zeytin isimleri cocuklara verilmektedir.
    istanbul trafiğini dakika dakika takip edin, Trafiğe takılmayın - Trafik Merkezi! | Youtube , Vidivodo , zlesene,Dizi Film ,Komik,Pikniktube,Muzik,Videolari
    Her yaştan, herkes için oyunlar. Araba oyunları, Kız Oyunları, Barbie Oyunları,Yarış Oyunları, Savaş Oyunları, Bulmaca Oyunları, 3D Oyunlar,Ben 10 Oyunları ve niceleri
    Zeytin.Net RSS Beslemesi | Zeytin.Net RSS | Zeytin.Net RSS.92 | Zeytin.Net Atom 3.0 | Valid XHTML and Valid CSS
    Sitemiz en iyi IE7 ve Firefoxta 1024X768 çözünürlükte görüntülenir | Kahvaltı Tadında Haber - Zeytin.Net / Türkiye dünya neler olur neler biter birde bu açıdan bakın
      RSS Beslemesini Grmek iin Tklayn   RSS Beslemesini Google Sayfama Ekle  RSS Beslemesini Yahoo Sayfama Ekle Add to Technorati Favorites Alexa  alternative media
    counter

    Yukarı Çık