Popüler kültüre başkaldırının temsilcisi olan Beat kuşağı yazarları Kerouac, Ginsberg ve Burroughs, Hollywood kahramanı olma yolunda.
1950’lerde ABD’deki konformist yaklaşımdan ve bu tür hayatın yüceltilmesinden rahatsız olan edebiyatçılar vardı. Popüler kültürün kendilerini ve tüm dünyayı çevrelemesinden rahatsız olan bu yazarlar, Jack Kerouac, William S. Burroughs ve Allen Ginsberg’den başkası değildi. Beat Kuşağı’nı yaratan bu güzide isimler, Amerikan kültürünün ana hatlarını reddettiler, Doğu kültürlerine ilgi duydular, uyuşturucuların ve cinselliğin farklı şekillerinin de dahil olduğu “deneysel” bir hayat sürdüler. Ancak şimdi kendileri de popüler kültürün bir parçası olmak zorunda, çünkü Hollywood gözünü bu üç yazarın hayatı üzerine dikti.
Sinemaseverler, Kerouac’in 1957 tarihli kült romanı On the Road, yani Yolda’yı, kısa zaman sonra beyazperdede görme şansına erişecek. Filmin ardında son derece önemli bir kadro yer alacak. Yapımcılığını Francis Ford Coppola’nın üstleneceği filmin ekibi arasında, Motosiklet Günlükleri / The Motorcycle Diaries’in yönetmeni ve senaristi de yer alıyor. Coppola, aslında 1979 yılında kitabın telif haklarını aldığından beri, yani tam 30 yıldır bu filmi çekmeye çalışıyor. Uzun süredir askıda olan proje, sonunda Walter Salles ve Jose Riveras’ın da varlığıyla hayata geçecek. Filmin gösterim tarihi olarak 2010 yılı belirlenmiş.
Kerouac yalnızca Yolda’da karşımıza çıkmayacak. Allen Ginsberg’ün ünlü şiiri Uluma / Howl ile aynı adı taşıyan filmde de “Beat Kuşağı” adının yaratıcısını izleme fırsatı bulacağız. Filmde rol alacak isimler ise James Franco ve Alan Alda. Uluma, 1997 yılında hayatını kaybeden Allen Ginsberg’ün hayat hikâyesini de izleyicilere sunacak.
Hazırlanmakta olan üçüncü proje ise bu üçlüyü biraraya getiren adamın, yani Lucien Carr’ın hikâyesini anlatıyor. Carr, ilk önce Ginsberg ile tanışmıştı. Henüz bir üniversite öğrencisi olan Ginsberg, yatakhaneden yükselen müzik sesinin kaynağını bulmak için kapıyı çaldığında karşısına çıkan Carr’dı. Carr, Ginsberg’ü David Kammerer ve onun en eski arkadaşlarından biri olan William Burroughs’la tanıştırdı. Ardından Carr, Kerouac, Burroughs ve Ginsberg biraraya geldiğinde, Beat Kuşağı kahramanları tamamlanmış oldu.
Kerouac ve Burroughs’un birlikte yazdığı And The Hippos Were Boiled In Their Tanks adlı kitabın iç yüzünde yatan olaylar, 16 Ağustos 1944’te bir pazartesi sabahının erken saatlerinde cereyan etti. Carr ve Kammarer New York’taki Riverside Park yakınlarında yürüyorlardı. Kammarer eşcinseldi ve Carr’a karşı bir saplantı besliyordu. İki adam da sarhoştu ve parkta çimenlerin üzerinde yuvarlanıyorlardı. Ardından Kammarer, belgelerde “ahlaksız teklif” olarak yer alan hareketi yaptı. Carr bu hamleye büyük bir öfkeyle cevap vererek arkadaşını göğsünden bıçakladı. 1944’te örtbasla sonuçlanan bu olay da, artık Beat Kuşağı takipçilerince beyazperdede izlenebilecek. Yapımın arkasında bağımsız film şirketi Killer Films bulunuyor. Aynı şirket 2007 yılında Bob Dylan’ın biyografisi niteliğindeki I’m Not There’e imza atmıştı. Gelecek yıl gösterime girecek filmin adı Kill Your Darlings, Lucien Carr’ı canlandırmak ise İngiliz oyuncu Ben Whishaw’a düşüyor.
Kerouac, Burroughs ve Ginsberg, hayatlarının bu denli mercek altında olmasını, hatta beyazperdeye yansımasını isterler miydi bilinmez, ancak yapımların Beat Kuşağı takipçilerini sinemalara çekeceği kesin.
Benzer Yazılar
- Günde 300 defa orgazm oluyor
- İnternette tehlikeye karşı uyarı sistemi
- YouTube video kalitesini yükseltiyor
- Bir Kadının Seks Günlüğü Afişine sansür
- Trakr adlı köpek klonlandı
BUNLARDA VAR
Bu Sayfayı Yazdır


Bir İnsan Ömrünü Neye Vermeli

