Azade Köker, Casa Dell’Arte Galeri’de açılan yeni sergisinde yerleştirme ve kâğıt kolajlardan oluşan işleri ile gelenek ve modernleşme arasına sıkışıp kalan kent insanının hikâyesini sanatsal bir platformdan gündeme taşımayı amaçlıyor.
Yaşamı sanatla taçlandırma
Hibrid Mekân ve Koridorları adını taşıyan sergi, zamanın karşı konulamaz cazibesi ile hızla değişimi zorlayan küreselleşmenin mutlak kıldığı şeffaf sınır-sızlaşmanın eşiğinde, zamanın içinde bulunulan gerçekliğini ve insanlar üzerindeki sosyal ve kültürel etkisini sanatsal yetkinliği ile açıklamaya çalışıyor. Kalın, yüksek surların ardında, kentin merkezinde bulunanlar ancak yaşamları ile popüler kültürün gündelik malzemesi olurlarken diğer bir yüzü olarak arka planda kalanların ise estet dokunuşlar eşliğinde anlatılamayan trajik yaşamları sanatsal çalışma alanlarında taçlandırılmakta. Azade Köker, çıkış kaynağı olarak ele aldığı geleneği, sosyal katman olarak en alt birimden alıp, gücü ve iktidarı temsil eden koltuğa kadar taşımakta. Ele alınan meseleyi sınıfsal duyarlılıktan kültürel geçirgenliğe, modernizm yapılanmasından bir türlü terk edilemeyen geleneğe eklemleyerek, kesişme noktalarından izi sürülebilir tartışma adresleri veriyor görsel okuyucuya.
1971 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Seramik Bölümü’nden mezun olan A. Köker, mezuniyetinin ardından Berlin Güzel Sanatlar Akademisi’nde Endüstriyel Tasarım eğitimi aldı. Yaşamını Almanya’da devam ettiren sanatçı Braunschweig Teknik Üniversitesi’nde sürdürdüğü profesörlük unvanının yanı sıra, aynı üniversitenin Plastik Sanatlar Anasanat Dalı Başkanlığı görevine devam etmekte.
Aynı galerinin bu sene eylül ayından beri sanatsal alana kazandırmış olduğu “cda/projects” adı verilen yeni sergi mekânı ise genç kuşak ressamlardan Ayşegül Sağbaş’ın sergisine ev sahipliği yapıyor.
Aslında Fatma’nın hikâyesi
Sanat, insan yaşamının pragmatik döngüsü içerisinde kendisini var ediyor. Dönemsel aktarımlar, akımlar, üslup ve teknikler farklılıklar gösteriyor olsa da, aslında aktarılmaya çalışılan ya da kurgulanan izlekler gerçekte o döngünün problematiği olarak düşünülebilir. Ayşegül Sağbaş, bu gerçeklikle bağdaştıracağımız bir isim olarak karşımıza çıkmakta. Köke bağlı bir oluşumla yüklendiği bireysel edinimleri, kendi belleğinden beslenip yapılanan hayal gücü gerçeklikle kesişerek sanatsal çalışma sahasında karşılık buluyor. Rize doğumlu olan Sağbaş, Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Resim Bölümü’nü bitirmiş. Fadu Seni Yakaladım adını verdiği serginin aynı zamanda tema ve isim kaynağı olan “Fadu”, genç ressamın Rize’den beri belleğinde taşıdığı bir kahraman. Peki kim bu Fadu?..
“Rize’de Fatma’nın kısaltması,” olarak yanıtlıyor Sağbaş. Çocukluk, gençlik ve sonraki gözlemlerinin oluşturduğu kültürel bilinç ressamlığının alt yapısını oluşturan sanat eğitimi ile kesişince “Fadu”nun hikâyeleri görselleşerek masalsı bir anlatıya dönüşüyor. Fadu, her hali ile kadınsı olmasına rağmen gerçeklikten olabildiğince koparak illüstratif bir kahramana dönüşüyor ve haliyle bize sıradan görünen yaşamının inceliklerini ya da insansı halini realize etmekten uzaklaştırıyor. Ayşegül Sağbaş’ın uzun çalışma dönemi gerektiren işleri gitgide daha olgunlaşarak sorunsalı tartışan bir yüzeye ya da pür fantastik bir havaya bürünerek merak uyandırmaya devam edeceğe benziyor. Her iki sergi de 4 Aralık tarihine dek Mısır Apartmanı Casa Dell’Arte Galeri, Beyoğlu adresinde görülebilir.
Benzer Yazılar
- Melez şehir İstanbul ve Kadınların sessizliği
- Gerçek üstü bedenlerin kimlik savaşı
- ‘Peynirle, kavunla iyi gider’ lafı olur mu?
- Ölen Annesinin yerine geçti
- Ekim Devrimi ve Edebiyata Etkileri
BUNLARDA VAR
Bu Sayfayı Yazdır


Erdoğan'ın öfkesi
Fethullah Gülen cemaati, darbe ve sivil toplum

