Hemen hemen her yıl deÄŸiÅŸtirilen sınav sistemleri öÄŸrencilerde olduÄŸu kadar veliler de sınav stresi yaşıyor. Sınav kaygısı hakkında açıklamalar yapan Adana Ekrem Tok Ruh SaÄŸlığı ve Hastalıkları Hastanesi Çocuk Psikiyatrı Dr. Cem Koparan, sınav kaygısını yaratan en önemli faktörün aileler olduÄŸu görüÅŸünde. İşte sınav kaygısını yaratan diÄŸer faktörler;
Psikiyatr Koparan, “sınav kaygısının bireyin sınav olmayı reddetmesi durumundaki duygusal tepkisinin psikosomatik yansıması” olduÄŸunu söylüyor. Koparan, “Sınav kaygısı yaÅŸayan çocuk, sınav olma durumu karşısında, karın aÄŸrısı, baÅŸ aÄŸrısı, terleme, ağızda kuruma ve kusma gibi kökeni fiziksel olmayan, psikolojik duyguların fizyolojik sistemi etkilediÄŸi tepkiler göstermeye baÅŸlar” dedi.
Anne ya da babaların okuldan dönen çocuklarına ilk olarak sınav olup olmadığını sorduÄŸuna dikkati çeken Koparan, “sonra, ‘kaç aldın, neden aldın, hangi soruyu yanlış yaptın, neden yanlış yaptın’ ve en korkuncu da ’sınıfta pekiyi (100) alan oldu mu?’ sorusudur. Bu sorularla karşılaÅŸan çocuk, ‘annem ve babam bana deÄŸil notlara deÄŸer veriyor’ düÅŸüncesine kapılıyor. Kendimizi kandırmayalım; bu tür tutumlar, çocuÄŸun bilinçaltına yerleÅŸir, hem de bir daha çıkmamak üzere” dedi.
“ÖDEV VE ÖDÜL”
Anne ve babaların önemli bölümünün her ÅŸartta ödevle ilgili telkinlerde bulunduÄŸunu belirten Koparan, ÅŸöyle devam etti: “Bu durumda, çocuk ‘benim ne istediÄŸimin ne hissettiÄŸimin önemi yok, en önemli olan ÅŸey ödev’ hissine kapılır. Kesinlikle haklı olan çocuk bu sistemi kullanmaya baÅŸlar ve “ödevimi yaptım ÅŸunu istiyorum”, “ödevimi yaptım ÅŸunu alsana-versene…” ifadeleri aile içi iletiÅŸimde kullanılmaya baÅŸlanır. Ancak öncelikle yıllar sonra nasıl bir yetiÅŸkinin karşımıza çıkacağını düÅŸünmeliyiz. Akademik baÅŸarı için sosyal etkinliklere katılmayan, arkadaÅŸlık iliÅŸkileri geliÅŸtiremeyen çocuk normal karşılanır. Böylece yaÅŸamı not ve sınav olan bir çocuk profili ortaya çıkar. Ardından ‘hiç arkadaşı yok, eÄŸlenmez, sinemaya gitmez, sosyal etkinliklere katılmaz ama karnesi hep 100′ savunma mekanizmaları kurulur. Bu durumu aileler övgüyle anlatır, ancak esas sorunun burada yattığını çok geç anlarlar.”
Koparan, anne ve babaların, çocuklarını verecekleri okulları belirlerken, önce okulun akademik baÅŸarısını sonra da okul öÄŸretmenlerinden hangilerinin en iyi “yarış atı yetiÅŸtiricisi” olduÄŸunu araÅŸtırdıklarını savunarak, “o okulda öÄŸrenim gören çocukların mutlu olup olmadığını kimse sormuyor. Bu tür okullaÅŸtırma, çocukta ortalama iki genel tepki yaratıyor ya biat ederek yarış atı olacak ya da reddedip sistem dışına itilecek” diye konuÅŸtu.
ÖÄžRETMENİN ETKİSİ
Koparan, sınav kaygısının yaratılmasındaki önemli aktörlerden birisinin de öÄŸretmenler olduÄŸunu belirterek, “istenilen notu alan öÄŸrenci desteklenir, pohpohlanır, örnek gösterilir. İstenilen notu almayan öÄŸrenci yargılanır, küçümsenir, görmezden gelinir” dedi. ÖÄŸretmenlerin sınavı bir amaç olarak deÄŸil de araç olarak görmeleri ve sınavın her zaman telafisinin olduÄŸunu bilmeleri gerektiÄŸini ifade eden Koparan, “öÄŸretmenler, duygusal olarak kaybedilen çocukların tekrar kazanılmasının çok zor olduÄŸunu bilmelidir. ÖÄŸretmenlerin kendi performanslarını kanıtlamak için akademik baÅŸarı gösteren çocukları deÄŸil mutlu çocukları referans almaları gerekir” diye konuÅŸtu.
Bu yazı toplamda 20, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Etiketler: Aile, Anne, Baba, cocuk, Kadın, ödev, ödül, Öğrenci, öğretmen, OKS, ÖSS, öys, Sınav, sınıf, Stres, Yazılar



:
:








Henüz Kimse Yorum Yapmamış
Yorum Yazınız