1. Kelime Hazinesi
Klasikleri okuduÄŸunuzda, ÅŸu anda kullanılmayan bir çok kelimeyle karşılaşırsınız. Neden kimsenin kullanmadığı kelimeleri öÄŸrenesiniz? Farkınızı ortaya koymak için. Daha fazla kelimeye sahip olmak, içinde daha çok alet olan bir alet çantası gibidir. Kendinizi çok daha iyi ifade edebilmenizi saÄŸlar, bu hem iletiÅŸimde, hem sosyal yaÅŸamda, hemde iÅŸte sizin daha mantaliteye yönelik olabilmenizi saÄŸlar.
2. Yazma Becerisi
Klasikleri okumak yazma becerinizi geliÅŸtirmenin en kolay yoludur. Siz okurken farkında olmadan yazarın tarzını absorbe edersiniz. Neden en iyisinden öÄŸrenmeyesiniz ki? Büyük yazarlar sizin aklınızı başınızdan alabilecek olanlardır. Okuduktan sonra yazarın düÅŸüncelerinin yansımalarını kendi düÅŸüncelerinizde de görebileceksiniz. Buda sizin yazma beceriniz üzerinde etkili olacaktır.
3. Daha İyi Konuşma
Daha iyi konuÅŸma becerisi, daha iyi yazma becerisini gerektirir, çünkü her ikisi de düÅŸünme yeteneÄŸi gerektirir. Çalışma sizin kendinizi daha rahat ve bir stil ile ifade edebilmenizi saÄŸlar. Türkçeyi kullanma yeteneÄŸinizi geliÅŸtirdiÄŸinizde, çok daha akıcı ve akılda kalıcı olacaksınız. Daha zeki ve eÄŸlenceli görüneceÄŸinizden, çevrenizdekilere göre avantajlı olacaksınız.
4. Yeni Fikirler
Yıllar önce baÅŸka diyarlara göçmüÅŸ yazarlardan yeni fikirler almak oldukça ilginç deÄŸil mi? EÄŸer rekabetçi zihniyetle düÅŸünürseniz, çevrenizdeki herkesin aynı blogları, aynı çok satan kitapları okuduÄŸunu görürsünüz. Bu onların sürekli aynı tarzda düÅŸünmelerine sebep olmakta, farklı ve kendilerine öz tarzlar yakalamalarını önlemektedir. Kendi tarzınızı yaratmaktan daha iyi bir ÅŸey olamaz. Klasiklere baktığınızda, her zaman sizi zihninizde farklı açılımlara yöneltebilecek yeni fikirler bulabilirsiniz.
5. Tarihsel Bakış Açısı
Bu konuyu Einstein ÅŸöyle açıklamış…
“Sadece gazeteleri veya çok satan kitapları okuyanlar bana at gözlüÄŸü takmış insanlar gibi görünürler. Bu insanlar sadece o anlık, o dönemin bakış açısına sahip olabilirler, baÅŸka bir ÅŸey görmezler, duymazlar. Bu insan diÄŸerlerinin deÄŸersiz ve monoton yaklaşımlarından etkilenmeden nasıl kendi kendine düÅŸünebilir ki?
Bir asır içinde dünya üzerinde sadece bir kaç tane berrak zekaya sahip, aydınlanmış ve zevk sahibi insanlar ortaya çıkar. Bu insanların harikulade çalışmalarını, nasıl olurda görmezden gelir delirmiÅŸ insanlar? Åžu anda modernistlerin züppeliklerinin üstesinden gelmekten daha önemli bir ÅŸey yoktur.”
6. Zevkli EÄŸitim
Harika kitaplar okumak çok zevklidir. Anahtar, aradaki eski kelime duvarını aÅŸmaktır. Bu sandığınız kadar zor bir ÅŸey deÄŸil. Bir kaç denemeden sonra alışacaksınız, daha sonra modern kitaplardan çok daha akıcı olduÄŸunu da hayretle göreceksiniz. Klasikler hala var çünkü gerçekten size zevk vermeye devam ediyor. Bu yüzden film yapımcıları sürekli eski kitapların filmlerini yapmaya devam ediyorlar, en iyi içerik varken neden yeniden yapmaya çalışasınız ki?
7. Sofistike
EÄŸer uzun tartışmalar yapmaktan hoÅŸlanıyorsanız, klasiklerin size kattığı bilgi çok iÅŸinize yarayacaktır. Bunlar hala yaÅŸayan kitaplar, insanlık tarihinin birer parçaları. Çok satanlar listesindeki kitapların %99′u gibi kaybolup gitmeyecekler. Klasiklerdeki herkes tarafından kabul görmüÅŸ, onure edilmiÅŸ fikirler birçok yerde anlatmak istediklerinizi kolaylaÅŸtıracaktır. Ayrıca Aristo’dan güzel bir alıntı yapmakta tartışmayı kazanmanızı saÄŸlayabilir.
8. Daha Etkili Okuma
Bugünlerde iyi kitaplara rastlamak oldukça zorlaÅŸtı. EÄŸer sadece güncel yazarları okursanız, bu sürekli aynı havuzda yüzmek gibi olur. Okumak için belirli bir zaman ayırıyoruz, neden bu zamanı en iyilerin en iyisi ile deÄŸerlendirmiyorsunuz?
9. Açık GörüÅŸ
EÄŸer bir makale veya blog yazarıysanız, klasikleri es geçmek hatadır. Bunun sizin yazdığınız konuyla bir alakası yoktur. Ne yazdığınızdan bağımsız olarak, yazdığınız ÅŸeyin açık ve akıcı olmasını istersiniz. Bunu öÄŸrenmenin en iyi yolu, en iyisinden öÄŸrenmektir. Blogları yeterince okuduÄŸunuzu düÅŸünüyorsanız, artık birazda klasiklere bakıp farklı bir uca gitmelisiniz.
10. Zamandan Bağımsız Fikirler
Modern dünyada, teknolojinin her ÅŸeyi deÄŸiÅŸtirdiÄŸine inanıyoruz. Aslında hayatta olmak binlerce sene öncesiyle aynı hissi veriyor. Klasiklerdeki dersler her zamankinden daha da ağır. İçerdikleri bilgiler sizin hayatınıza direk etki edebilecek bir tarza sahip. Klasikleri okumak insan bilincinin geliÅŸmesinde oldukça büyük yere sahip, bu yüzden çocuklara hep klasikler okutulur. Bu modern problemlere de çözümler üretebilmemizdeki yeterliliÄŸimizi artırır.
Her ÅŸey bir yana klasikleri okumak yeni kitapları okumaktan çok daha ucuzdur, harika deÄŸil mi? Herhangi bir okulun kütüphanesinden bile ödünç alabilirsiniz.
Bu yazıda modern olan her ÅŸeye saldırmak gibi bir düÅŸünceye kapılmanızı istemem. Her ÅŸeyi bırakıp sadece klasikleri okumak, onları görmemezlikten gelmek kadar kötü bir hareket olur. Akıllıca olanı geçmiÅŸin deneyimiyle, geleceÄŸin öngörüsünü sentezleyebilecek ölçüde bu deÄŸerleri kombine olarak kullanmaktır.
(Tek Soluk)
Nerden baÅŸlamalıyım diyenlere önerilerimiz.
Sefiller
Victor Hugo
Konusu: İnsan tabiatı iyilikler ve faziletler kaynağıdır. Her insanın ruhu yücelik yeteneÄŸine sahiptir. Toplumun cezalandırdığı ve zindanlara atılan insanların ruhları da yücelebilir. Hugo’ya bu görüÅŸünü destekleyecek örnekler gerekiyordu. Fakat bunları gerçek hayatta bulamayınca hayal dünyasında oluÅŸturdu ve yaÅŸattı. "Sefiller" bu oluÅŸumun eseridir.
Konusu: Tolstoy, onu dünyanın en büyük romancılarından biri yapan ve baÅŸkahramanının adını verdiÄŸi Anna Karenina”yı 1877 yılında yayımladı. Roman bizi, aileleri mutsuzluÄŸa götürebilecek etmenleri araÅŸtırıp kendimizi sorgulamaya sevk eder. YaÅŸamın katı gerçekleri ve okuduÄŸumuz her cümlede karşılaÅŸtığımız bir ahlak dersi..
VahÅŸetin ÇaÄŸrısı
Jack London
Konusu: Jack London, en güçlü ve etkileyici yapıtlarından biri sayılan VahÅŸetin ÇaÄŸrısı’nda, kızaÄŸa koÅŸulan bir kurt köpeÄŸinin amansız yaÅŸam savaşını anlatır. Alaska’nın yabanıl ortamında yaÅŸayan insanların acımasızlığından payına düÅŸeni alan Buck, ayakta kalabilmek için inanılmaz bir savaÅŸ verecek, giderek yabanın çekiciliÄŸine kapılarak özgür seçimini yapacaktır.
Karamazov KardeÅŸler
Dostoyevski
Konusu: Küçük bir Rus köyünde toprak sahibi olan Fedor Pavloviç Karamazov’un dehÅŸetli, esrarengiz ölümü, kısa sürede yalnız yaÅŸadığı beldenin deÄŸil bütün Rusya’nın ilgiyle takip ettiÄŸi bir dava haline gelir. Ölümden, toplumda hiç sevilmeyen, ömrünü ilkesizlikler üzerine kurmuÅŸ maktulün büyük oÄŸlu Dimitri Karamazov mesul tutulmaktadır..
Beyaz Geceler
Dostoyevski
Konusu: O yıllarda Rus yazar ve aydınları meÅŸgul eden romantik ve hayalperest kahramanların yalın aÅŸk duygusunu, sevgiliye inebilme gücünü, bir sevgiliyle birlikte yeni bir dünya düÅŸleyebilme zevkini, yazarın duyguların müziÄŸini özgürce ve kendi üslubu ile çaldığı bir aÅŸk hikayesi. Ancak genç ve bakir ruhlarda yaÅŸayabilen saf ve ulaşılması zor aÅŸkların unutulmaz örneklerinden biri: “Beyaz Geceler”…
Konusu: İlk kez 1907′de yayımlanan Ana,1905 Rıs Devrimi’nin eÅŸiÄŸindeki Rusya’nın genel bir panoromasını yansıtır. romanın kahramanı ana Pelage Nilovna, oÄŸlunun siyasal bir militan olduÄŸu gerekçesiyle tutuklanmasının ardından, kendisini sosyalızme adar. Kocası bir ayyaÅŸ olan Pelage, dini inancını tek teselli olarak görür. Pelage’nin kocası ölür; oÄŸul Pavel, babasının ölümünden sonra sosyalist olur, eve devrimci arkadaÅŸlarını getirmeye baÅŸlar. ana devrimcilere katılır ve bir polis ajanı tarafından ele verilir.
Balzac
Konusu: Roman sefalet ve gösteriÅŸin, ümit ve ümitsizliÄŸin, sevgi nefretin buluÅŸtuÄŸu mekan olan Paris’te geçer. Eserde ana tema kızlarının sevgisizliÄŸine karşın ölümüne kadar onlar için fedakârlık eden Goriot Baba ve yaÅŸadığı alt tabaka pansiyonundaki arkadaÅŸları ile arasındaki iliÅŸkiler anlatılır. Paris’in sosyete dünyası ve yoksulluk içinde yaÅŸayan halk arasındaki tezat da böylece okuyucuya sunulmuÅŸ olur.
Stendhal
Konusu: "Bu romanı 1830’daki aslından hiçbir ÅŸey deÄŸiÅŸmeksizin yayımlıyorum. Bunun iki sakıncası olabilir. Birincisi, okuyucu bakımından: KiÅŸiler İtalyan olduklarındanokuyucu daha az ilgileneceklerdir belki. Bu ülkenin insanları Fransızlar’ dan oldukça farklıdır. İtalyanlar içtendir, iyi insanlardır, çekingen deÄŸillerdir, akıllarından geçeni söyleyiverirler. Zaman zaman gurura kapılsalar da bu, tutku haline gelir, "benlik" adını alır. Sonra, yoksulluk gülünç bir durum deÄŸildir onlar için.
Araba Sevdası
Recaizade Mahmut Ekrem
Konusu: Türk Edebiyatı’nın ilk gerçekçi romanlarından biri olan Araba Sevdası, İstanbul’un Batı’ya özenen sosyete yaÅŸamını komik ve alaycı bir dille ele alır. Recaizade Mahmut Ekrem, son dönem Osmanlı’da BatılılaÅŸma hareketiyle birlikte yaÅŸanan deÄŸiÅŸimi Bihruz karakteri ile ironik biçimde anlatır.
Konusu: Dudaktan Kalbe, özellikle örf tanımını ve kiÅŸilik canlandırımında baÅŸarılı, duygusal, ve sevgi dolu bir roman. Açık, yalın ve gösteriÅŸsiz bir anlatışla ve temiz bir İstanbul Türkçesiyle geniÅŸ kitlelere seslenebilen yazarın, ilk ve en ünlü romanı ÇalıkuÅŸu düzeyinde bir kitap. Åžarkıları, filmelere, nostaljik romantizminize bolca konu olmuÅŸ aÅŸkların unutulmaz romanlarından biri.
Konusu: Abdi AÄŸa’nın zulmüyle köyünü terk etmek zorunda kalan Memed, AÄŸa’nın yeÄŸeniyle evlendirilmek üzere olan Hatçe’yi kaçırır. Abdi AÄŸa’yı yaralayan, yeÄŸenini de öldüren Memed eÅŸkıya Deli Durdu’ya katılır, ancak kıyıcılığına katlanamadığı Deli Durdu’dan iki arkadaşıyla birlikte ayrılır. Memed, sıradan bir köy çocuÄŸuyken, zulmedenler için eÅŸkıyaya, köylüler içinse bir kurtarıcıya dönüÅŸür.
Bu yazı toplamda 5, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Etiketler: Edebiyat, Edebiyat, Eğitim, İlişki, Kitap, okul, roman, Universite, yazı, Yazılar



:
:








Henüz Kimse Yorum Yapmamış
Yorum Yazınız