Ticari boykot hukumetler, sirketler ve tuketici seviyesinde bir ifade seklidir. Birileri diger birilerine senin bir ticari entite olarak aidiyetin, bazi faaliyetlerinden rahatsizim; seni param ile guclendirmek istemiyorum der basitce. Gavurlar bunun icin “hit them where it hurts; in the pocket” (onlari aciyan yerlerinden vurun, ceplerinden) derler.
Tuketici boykotlari, cesitli sivil toplum kuruluslari veya bireylerin onculugunde Bati dunyasinda cok etkin olarak kullanilan protesto mekanizmalarindandir. Bircok Batili sirketleri dize getirip irkci Guney Afrika’yi, Rodezya’yi (Zimbabwe) terk etmeye zorlayan ve rejimlerin sonunu hazirlayan en onemli adimlardan biri bu ticari boykot hareketi olmustur.
Artik Bati’da ve Dogu’da Muslumanlar da bu demokratik araci kesfetmisler bircok yerde basari ile uygulayabilmislerdir. Benim iyi bildigim bir tanesi ABD’de CAIR (Council on American Islamic Relations) adli insan haklari orgutunun boykotu uzerine Burger King’in Bati Seria’da gasp edilmis yerlesim merkezindeki Burger King’i kapatmasi olmustur.


Turkiye’ye dondugumden beri katilimci demokrasi geregi dindar insanlarin, demokratlarin sahip olduklari gucun idrakinde olmadiklari, “adam sende” cilik yaptiklarini gozlemleyip, her firsatta internet , telefon, fax kampanyalari, gosteri ve boykot mekanizmalarinin getirebilcegi yararlardan bahsetmistim, ornekler vererek. Bundan iki yil kadar once bir ITU Mezunlar toplantisinda ayni minvalde birkac soz soyledigimde aldigim tepki sok edici idi. Bu toplumun “munevver insanlari” ya “abi milletvekilne yazsan ne faydasi var? Adamlar zaten kendilerine verilen laptoplari kullanmiyorlar..” cinsi burun kivirmalar seklinde tepkiler verdiler ya da agabeylerinin gozune baktilar ne diyor diye. Mursid-agabey’de kendine prestij kazandirmayacak insiyatiflere “gavur icadi” muamelesi yaptigi icin bir meyvesini alamadim bu tesebbusumun.
Internet’inTurkiye’ye girisinden beri yakalayabildigim siyasilere bu aracin ne kadar guclu bir iletisim araci oldugunu, boyali medyaya karsi alternatif iletisim kanali olacagindan bahsettim durdum. Bu tur mesajlar bu gun kucuk te olsa, aydinlik kafali, ilerici bir kesim tarafindan ragbet gormus durumda. Ama yeterli oldugunu, veya etkin kullanildigini soylemek imkansiz. Bunu test etmek icin internet arama motorlarina bir Islam bir de Judaism kelimelerini girin (Muslim, Jew, Jewish ta olur) ve sonucu karsilastirin. Burada olcu hit sayisi degil, kac tanesinin negatif, kacinin pozitif oldugu.
Bana bu satirlari yazdiran saike geleyim. Dunku Yeni Safak haberinde Pepsi-Cola Turkiye’nin baslattigi bir bilmemne yarismaya katilacaklarin resimlerinde “turban” olmamasi isteniyor. Bilmiyorum vucuda hicbir fayadasi olmayan bir dizi zarari olan , ve Turkiye’de ABD’deki fiyatin en az uc katina satilan sekerli karbonatli suyun “sevgililer gunu” yarismasina katilmak icin can atan kac tane “turbanli” kiz var ama belki onlari bu isguzarliklarindan dolayi ozellikle tercih edecek laikci tuketiciler olacagini hesap etmislerdir Pepsico Turkiye’nin tanitim dehalari.
‘Yanlış anlaşılmalara sebebiyet veren bir ifade kullanıldığı doğru. .Amacımız hehangi bir dini siyasi simgenin malzeme olarak kullanılmasını önlemekti. Aynı şekilde bayrak, silah ya da sigara içerikli bir fotoğrafın da kullanılmayacağını katılım koşullarında yazdık…” demis sirketin tanitim sorumludu Didem Şinik. Guzel de Didem Hanim, Pepsi’den bilmem hangi mukafati kazanmanin “dini, siyasi simge” kullanmakla ne alakasi var ki? Ustelik bu ifade ile Turkiye’deki Islam dusmanlarinin basortusune verdikleri, slogan cumleyi kullanarak kendinizi savunmaniz ilginc. Toplumun ve dolaysi muhtemelen , uc asagi bes yukari tuketici kitlenizin yuzde 70’i basortluler ve aileleri olduguna gore o kesimin parasini istemiyoruz demiyormusunuz bu aciklama ile? “hickimseyi rencide etmek istemedik” cumlesi standat “cevir kazi yanmasin” ifadesidir; lakin goruldugu uzre , hicbir geregi yokken “siyahlar ve kopekler giremez” turu bir dekalaresyon ile yaptiniz bunu. Duyarli bir tuketicinin uyarisi uzerine ifade degistrilmis yeni ifadeye gore “belirli bir dini temsil eden…” resimle katilmak yasakmis. Onun yalniz birakmamak icin unlu ile cekilmis, opusurken, silah ile ” vs yi de dahil etmis. Bir kere boyle bir hangi tur resimle katilinacagi listesi yazma nerden icap etti bilinmez. “uygunsuz resimlerle katilanlarin yarisma disi birakilmasi hakki kurumumuza aittir” gibi bir cumle yeterli olurdu, herhalde. Sanki cirilciplak resim ile katilan birisi mahkemeye gidip hak mi arayacakti? Pepsico hukukta yazilmamis kurallar diye bir kavrami bilmiyor mu? Burada “belirli bir dinin simgesi” tespiti de gene laikci sozlugu baz alan bir on yargyi yansitiyor. Bas ortusu hicbir dinin simgesi degildir. Vucudun ne kadar kisminin ortuludugu evrensel olarak bir hicab, “modesty” , tevazu gostergesidir (en az birini Pepsi Turkiye’nin anladigi varsayimi ile). Illa simge diyecekseniz kisinin birey olmasinin simgesidir; ar, haya, iffet duygusudur simgelenen. Sizler cenazelere giderken basinizi tam ortmeyen bir ortu atmaniz veya koyu renk , kapali mutevazi elbiseler giymeniz neyi simgeliyor ise bunu hayatinin daha genis bir bolumunde ugulayan da ayni duygulari simgeliyor. “belirli bir din” degil kisinin ta kendisidir yasakladiginiz. Eger “turban”in dili varsa diger giyimler dilsiz degildir. Ustelik siz sekerli su satriyorsunuz; turban savasinmda isiniz ne? Bunu Dallas’taki patronlariniza danisaydiniz “no, no” derlerdi eminim. Kendilerini haberdar edip fikirlerini soracagimi da bu vesile ile duyrmus olayim “laik pepsi-Turkish’e”.
Basbakan Erdogan dahil bircok agizdan sikca “paranin rengi yoktur” “paranin dini imani yoktur” , sirketlerin sevdigi tek renk yesildir (dolarin rengi) de denildigini duymussunuzdir. Bu cok uluslu sirketlerin onceliklerinin kar maksimzasyonu, sirketin piyasa degeri oldugu gerceginden hareket eden bir basitlestirmedir . Bircok siyasi veya dini oncelikleri olan veya belirli bir kesime hitap eden zenginin sermayesini aktivizminin bir parcasi olarak kullandigi bir gercektir. ABD ve diger Bati ulkelerindeki pek cok Yahudi milyarder sirketlerini birer politik arac olarak kullanagelmislerdir onlarca yildir. Washington’da Kongre’de Muslumanlarin bazi insani haklarinin tartisildigi bir toplantiya katilmistim. Muslumanlar’in haklarinin gaspi yonunde konusma yapan sivillerden birkac tanesinin multimilyar dolarlik Yahudi sirketlerinin sahipleri oldugunu gozledim. Bunlardan biri o zamanlar Amerikan Yahudi Derneklari Federasyonu’nun da baskanligini yapmakta olan bircok guzellik mazmeleri, konfeksiyon sahasinda faaliyet gosteren Estee Lauder adli firmanin basi Ronald Lauder idi. Bir diger miyarder Yahudi Harold Schultz (Starbucks’in sahibi) azili Siyonist , Filistinlilerin Filistin’den tamami ile atilmasini isteyen bir zat. Onun gibi pek coklari var (Bkz: Israil’i boykot, Mazlumlar icin yapilabilecekler).
Sermayenin rengi olsun veya olmasin , su bir gercek ki buyuk sirketler, ozellikle uluslararasi sirketler aleni olarak karlarina zarar verebilecek politik, dini, ahlaki pozisyonlar almaktan kacinirlar. Bunda yukarida bahsettigim boykot mekanizmasinin otesinde sirketlerin dunyaya verdikleri imajin uzun vadede kaliciliklari, gelecekteki karliliklati, yani sirketin gelecek vizyonu ile ilgilidir. Hyatt Regency gibi bir oteller zinciri bir oteldeki bir Yahudi grubu toplantisinda yemeklerin kosher standartlarina uymadigi icin mahkemeye verilip milyonlarca dolar odedikten sonra artik Yahudi musterilere nasil davranilcagi mesajini almistir. O mesajin verilmesi zaruridir.
Bizde maalesef Islam’a, Musluman’a topyekun savas acmis olan Aydin Dogan’in yayin imparatorlugunun da POAS (Petrol Ofisi AS), ayni zihniyetteki Koc , Sabanci, Anadolu Holding (Coca Cola, Efes vs) sirketlerinin de gelir kaynaginin cok onemli bir kismi dindar kesimden gelmektedir. Fazla lafi bukmeden soyleyeyim. Dindar kesim musade etmese Aydin Dogan yapamaz bu yaptigini. Meclis univesitelerde , gasp edilmis bir insan hakkini iade eden bir karar aldiginda “kaosa 411 imza” basligini atan Aydin Dogan, ertesi gun o gazetenin tirajinin yuzdee 25 eksildigini gorse bunu tekrar etmesi imkansizdir. Bir gazetenin tirajinin birden yuzde 25 dusmesi demek ertesi gun o gruba ait sirketlerin borsa degerinin yerle bir olmasi demektir. Buyuk sirketlerin borsa degerleri birakin birden o kadar dusmeyi, satislardaki kucuk bir gerileme haberi uzerine buyuk degerler kaybetmektedirler
O zaman Aydin Dogan gerzek mi? Kendi musterilerine, onlarin en kutsal degerlerine savas acarak, onlari asagilayarak nasil karli islerinin devam edecegini dusunuyor? Gayet basit. Tecrube. Gecmis tecrubeleri gostermistir ki Musluman vurdumsduymazdir; kendisinin ne yapacagainin sonuca herhangibir etkisi olmadigini dusunur veya direkt, bu gunku kisisel menfaatini etkilemeyecegini dusundugu konularda kilini kipirdatmaz. . Bu tecrubelerle sabit olduguna gore Aydin Bey’de medyadaki soytarilari da bunun yanlarina kalacagi bilincindedirler. O tirajlar, reytingler sadece laikcilerden geliyor olamaz; hesap kitap biliriz biraz.
Gene sikca tekrarladigim bir arguman ise ulkenin aydinlarinin, kanaat onderlerinin artik laikci cephenin argumanlarinin yanlislarini bulma gibi “babamin da yapabilcegi” isler yerine bu vurdum-duymaz halka biraz daha bu katilimci demokrasi bilincinin 4-5 yilda bir sandiga gitmekle gosterilemeyecegi, oy vermenin bakkaldan alisveristen, Pepsico-Turkiye’nin CEO’suna mektup yazmaya, telefon etmeye kadar pek cok etkin araclarinin bulundugu fikrini asilamasidir.
Yeni Safak’taki bir yazisinda aktif iyi olmaktan bahseden Sami Hacaoglu’nun mesajindan bunu anlayorum ben. Ve bu anlayis ile herkesi Pepsi-Co’ya yazip bu kustaghligindan dolayi Muslumanlardan ozur dilemesini talep etmelerini aksi halde urunlerini boykot kampanyasina katilcaklarini soylemeye davet ediyorum. Bunu ilk olarak ben yapacagim ve cevap alirsam onu da burada yayinlayacagim.
Bir kisinin veya onun cagrisina kulak veren az sayida insanin hareketi ile sonucun degismeyecegini soylemek bir reyin sayilmadigini, sandiga gitmenin de gereksiz oldugunu soylemeye esdegerdir. Sonuctan degil, gayretten sorumluyu ben. Bir dogruculuk tezahurudur bu. Bu benim icin yeterli sebeptir. Gelecek nesillerle tarafindan ve ve mahkeme-i kubrada “bunlar olurken sen ne yaptin” denildiginde “gordugum bir kotulugu “elimle, dilimle” duzeltmeye gayret ettim deme hakkim olur en azindan. Az mi?

Alıntı : http://bekirlyildirim.wordpress.com/2008/02/14/pepsi-cola%e2%80%99nin-dini-imani-ve-boykot-mekanizmasi/

Bu yazı toplamda 67, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Etiketler: Aklıma Takılanlar, Aklıma Takılanlar, Edebiyat, pepsi, yazı
Sayfayı Yazdir Sayfayı E-mail Gönder