Bugün Gazetesi yazarı Mehmet Paksu köÅŸesinde ilginç bir yazıya imza attı: Cennette hangi dil konuÅŸulacak? İşte Paksu’nun yazısı:
“Öldükten sonra âhirette, inÅŸaallah Cennette Arapça mı konuÅŸacağız? Yoksa her Müslüman kendi dilini mi konuÅŸacaktır?" Her ikisi de mümkün ve olabilir. Cenab- ı Hakkın kudreti açısından bakıldığında hiçbir engel ve zorluk söz konusu deÄŸildir.
Cennetin ÅŸartlı bütünüyle farklıdır, bu âleme benzemez. Bu âlemde sebepler ve hikmetler geçerlidir. Burada bir ÅŸeyin vücuda gelmesi için mutlaka bir sebebin olması gerekir. Mesela, karın yaÄŸması için kış mevsiminin gelmesi, havanın bulutlu olması, sıcaklığın belli ölçüde düÅŸmesi gibi sebepler lazım. Ama diyelim ki, Cennette kar yaÄŸmasını isteyecek olsak, kışa da gerek yoktur, buluta ve soÄŸuÄŸa da gerek yoktur.
Çünkü âhiret âlemi ve Cennet dârü’l-kudrettir. Orada sebeplerin sözü ve etkisi geçerli deÄŸildir. Cennet hakkındaki bir âyet bir genel kuralı hatırlatıyor: "Orada canların çektiÄŸi ve gözlerin hoÅŸlandığı her ÅŸey vardır."(Zuhruf Suresi, 71) Buna göre mesela, bir Endonezya’lının canı kendi dilini konuÅŸmak isterse, neden verilmesin veya İspanyol bir Müslüman Cennette İspanyolca konuÅŸmayı aruz etse neden engellensin? Fakat bunlarla birlikte bu konudaki nakillere baktığımızda ÅŸu bilgilere de ulaşıyoruz.
Peygamberimiz bir hadislerinde, kendisinin Arap milleti içinden çıktığını, Kur’ân’ın Arap diliyle nâzil olduÄŸunu ifade ederken, "Cennet ehlinin konuÅŸtukları dil Arapçadır" (Feyzü’l-Kadir, Hadis no:225 ) diyor. Arapça, belâgat, edebiyat, fesahat ve zenginlik bakımından dünya dillerinin en güzelidir. Aynı zamanda ses, âhenk ve cümle yapısı bakımından da diÄŸer diller arasında ayrı bir yeri vardır.
Cenâb-ı Hak da kendi kelâmını Arapça indirmiÅŸtir. Peygamberimiz de zaten bu dili konuÅŸuyordu, kendi kavminin dilini… Bu hadisi bazı âyetler de destekliyor. "Uyarıcılardan olasın diye apaçık bir Arapça lisan ile Kur’ân’ı senin kalbine Cebrail indirdi." (Åžuarâ Suresi, 195) "Biz hiçbir peygamberi kendi kavminin dilinden baÅŸkasıyla göndermedik ki, emrolunduklarını onlara apaçık anlatsınlar" (İbrahim Suresi, 4) meâlindeki âyet-i kerime de Peygamberimizin (a.s.m.) kendi kavmi olan Araplara kendi dilleriyle hak dini anlattığını bildirir.
Evet, Kur’ân’ın dili ve Peygamberimizin konuÅŸtuÄŸu dil Arapça olunca, Cennet dilinin de Arapça olacağı gerçeÄŸi ortaya çıkar. Hz. Adem’in de yeryüzüne indirilmeden önce Cennette bulunduÄŸunda Arapça konuÅŸtuÄŸu rivayet edilir.
Ayrıca bu dili Peygamberimizden (a.s.m.) baÅŸka diÄŸer peygamberler de konuÅŸurdu. Meselâ, Hz. Nuh, Hz. Hud, Hz. İsmail, Hz. Sâlih, Hz. Åžuayb Arapça konuÅŸuyorlardı. Ayrıca Kastalânî, Hz. ¬iÅŸe’den "Cennet ehli Muhammed Aleyhisselâmın diliyle konuÅŸacaklar" rivayetini kaydeder. (Mevâhib-i Ledünniye, 1:276, 6 Mektubat, s.406) Bediüzzaman ise Mektubat’ta İmam-ı Âzam’ın bir fetvasının hikmetini açıklarken ÅŸöyle bir ifadeye yer verir:
"Bir rivayette lisan-ı ehl-i Cennetten sayılan Fârisî lisanı…" (Mektubat s. 406)
Bu açıklama ile yukarıdaki nakiller bir arada düÅŸünülecek olsa ÅŸöyle bir neticeye varmak herhalde yanlış olmaz: Esas itibariyle Cennet lisanı Arapçadır; fakat Farsça da konuÅŸulabilir. Cenab-ı Hak her iki dili de Cennet lisanı olarak yaratabilir.
Alıntı : Bugün gazetesi
Bu yazı toplamda 20, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Etiketler: Aklıma Takılanlar, Aklıma Takılanlar, haber, Turkiye, yazı



:
:








Henüz Kimse Yorum Yapmamış
Yorum Yazınız