İş kazaları 1946′dan beri 55 bin can aldı, 145 bin kiÅŸiyi sakat bıraktı
Tuzla tersanelerinde üst üste yaÅŸanan ve sonu gelmeyen iÅŸçi ölümleri ile İstanbul DavutpaÅŸa’da kaçak bir iÅŸyerinde meydana gelen patlama sonucu 23 iÅŸçinin ölümü "iÅŸ kazalarını" kamuoyunun gündemine taşıdı. Aslında bu ölümlere "kaza" demek mümkün deÄŸil. Çünkü "kaza" bütün önlemlerin alındığı, iÅŸçilerin güvenceli-kurallı çalıştırıldığı ancak buna raÄŸmen yaÅŸanabilecek istisnai durumlar için kullanılabilir. Oysa iÅŸ kazası adı verilen iÅŸçi ölümleri istisna deÄŸil kural haline gelmiÅŸ durumda. Tuzla tersanelerinde, DavutpaÅŸa’da ve baÅŸka yerlerde göz göre göre saÄŸlık ve güvenlik kuralları hiçe sayılarak ucuz ve güvencesiz iÅŸçi çalıştırmanın sonucu yaÅŸanan iÅŸ cinayetleri söz konusu.
Tuzla tersanelerinde yaÅŸanan ölümler Limter-İş sendikasının ısrarı, mücadelesi ve basının ilgisiyle kamuoyunun gündemine taşındı. Ancak ne yazık ki sorun Tuzla tersaneleriyle ve bugünle sınırlı deÄŸil; "iÅŸçinin kaza sonucu ölümü" on yıllardır pek çok sektörde yaÅŸanıyor ve kuralsız çalışma düzeni sonucu yaÅŸamını kaybeden ve sürekli iÅŸ göremez (sakat) kalan iÅŸçiler istatistiklerde birer sayı olarak kalıyor.
1945 yılında çıkarılan İş Kazaları, Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortaları Kanunu’ndan bu yana ölen ve sakat kalan iÅŸçilerin kaydı tutuluyor. Bu kayıtlar 200 bin kiÅŸilik bir ölü ve sakat iÅŸçiler ordusuna ulaÅŸmış durumda. 1946′dan bu yana "iÅŸ kazaları" sonucu ölen iÅŸçilerin sayısı tam 55 bine, sakat kalanların sayısı ise 145 bine ulaÅŸtı. 60 yılın ortalaması her yıla 900 ölü iÅŸçi! Son 25 yıla ise 30 bin ölü iÅŸçi sığmış. Her bir yıla 1200 ölü iÅŸçi. İşçi sayısı arttıkça, fabrika sayısı arttıkça ölü iÅŸçiler ordusu büyümüÅŸ. Bu dönem içinde iÅŸ saÄŸlığı ve güvenliÄŸi mevzuatı ve koruyucu teknik imkânlar geliÅŸmiÅŸ ancak iÅŸçi ölümleri artmış.
Ölenler yanında bir de sosyal güvenlik hukukunun "daimi iÅŸ göremez" dediÄŸi çalışma becerisini yitirmiÅŸ, daimi sakat kalmış iÅŸçiler var. 145 bin kiÅŸilik bir ordu bu. Her yıl 2400 iÅŸçi yaÅŸayan ölü haline gelmiÅŸ. Özetle 1946 yılından bu yana her yıl 3280 iÅŸçi "iÅŸ kazası" ve meslek hastalığı sonucu ölmüÅŸ veya sakat kalmış. 60 yılda 200 bin kiÅŸilik ölü ve sakat iÅŸçiler ordusu yaratmış Türkiye’deki çalışma hayatı (Tablo 1): Geçici iÅŸ göremezler, ölümle sonuçlanmayan iÅŸ kazaları hariç. Üstelik 200 bin ölü ve sakat iÅŸçi sadece kaydı tutulabilenler. İstihdamın yaklaşık yarısının kayıtsız olduÄŸu ülkemizde kayda geçmeyen vakaları tahmin etmek mümkün deÄŸil.
Bu tablonun en önemli nedeni iÅŸ saÄŸlığı ve güvenliÄŸi önlemlerinin, iÅŸverenlerin çoÄŸu tarafından bir maliyet unsuru olarak ele alınması, kurallara uyulmaması ve iÅŸyerlerine sendika sokulmamasıdır. Giderek artan esnek ve kuralsız çalışma biçimleri, kayıtsız çalışma ve uzun çalışma süreleri iÅŸçi ölümlerinin en önemli nedeni. Öte yandan son yıllarda yoÄŸunlaÅŸan taÅŸeronluk zinciri iÅŸ kazalarına adeta davetiye çıkarmakta. Ana iÅŸverenden iÅŸ almak için fiyatları düÅŸüren taÅŸeron ÅŸirketler kâr etmenin yolunu iÅŸçiyi riske atmakta buluyor. İş Yasası asıl iÅŸlerde taÅŸeron çalıştırılmasına olanak vermemesine raÄŸmen bu hüküm sistemli olarak ihlal edilerek asıl iÅŸlerde de taÅŸeron çalıştırılıyor. Böylece iÅŸi olan ama iÅŸçisi olmayan az sayıda devasa ÅŸirket ile bunlara baÄŸlı iÅŸçisi olan küçük küçük yüzlerce taÅŸeron ÅŸirket ortaya çıkıyor.
İş kazalarının iÅŸ cinayetine dönüÅŸmesini engellemenin iki önemli yolu var. Birincisi devletin, ikincisi sendikaların denetim ve yaptırımı. Bu iki yolun etkin biçimde kullanımıyla iÅŸ kazaları önemli ölçüde azaltılabilir. Dünyada bunun örnekleri var. Uluslararası Çalışma Örgütü verilerine göre ölümle sonuçlanan iÅŸ kazası oranları bazı ülkelerde önemli ölçüde geriletildi. Türkiye’de "ölümle sonuçlanan iÅŸ kazası" oranları ‘100 binde 20.5′ iken bu oran Norveç, İsveç, İsviçre ve Danimarka gibi ülkelerde ‘100 binde 2′ oranının altına geriledi (Tablo 2).
Ülkemizde iÅŸçiyi koruyucu saÄŸlık ve güvenlik mevzuatı kâğıt üzerinde oldukça geliÅŸkin ancak denetim ve yaptırım yok mertebesinde. İş Yasasına göre iÅŸyerlerinde saÄŸlık ve güvenlik kurallarına uyulmasını denetleme görevi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na ait. Ancak denetlenecek 750 bin iÅŸyeri varken bakanlığın teftiÅŸ örgütünde çalışanların sayısı (büro çalışanları dahil) 610 civarında. Piyasayı denetlemeye yönelik siyasi bir irade yok. Öte yandan düÅŸük sendikalaÅŸma oranı yüksek iÅŸçi ölümü anlamına geliyor. Sendikalı iÅŸyerinde ve yüksek sendikalaÅŸmanın olduÄŸu ülkelerde ise iÅŸçi ölümleri azalıyor. Tuzla tersanelerine Limter-İş sendikasını sokmayanlar ve Limter-İş yöneticilerini iÅŸten atanlar iÅŸçi ölümlerinden sorumludur.
Bu yüzden on binlerce iÅŸçinin "kaza" sonucu ölümü teknik deÄŸil, siyasi ve iktisadi bir sorundur. Devlet yıllar yılı piyasayı ciddi bir biçimde denetlemediÄŸi için ve sendikalar saf dışı bırakıldığı için on binlerce iÅŸçi yaÅŸamını yitirdi, yitiriyor. "EsnekleÅŸelim, rekabet gücümüz artsın" zihniyeti, kuralsız ve güvencesiz çalışma düzeni yüzünden on binlerce iÅŸçi ölüyor.
On binlerce iÅŸçinin ölümünün bir diÄŸer nedeni yaptırım yetersizliÄŸidir. İş Yasası’na göre saÄŸlık ve güvenlik kurallarını ihlal eden iÅŸverenlere sadece para cezası verilir. İşyerini bildirmeyen, iÅŸ saÄŸlığı ve güvenliÄŸi yönetmeliklerine aykırı davranan iÅŸverene 88 lira, kurallara uymadığı için kapatılan bir iÅŸyerini izinsiz olarak yeniden açan (aslında bu cinayete teÅŸebbüstür) iÅŸverene ise 904 lira "ağır" para cezası verilir. 2003 yılında kabul edilen "çaÄŸdaÅŸ" ve esnek İş Yasası iÅŸ cinayeti teÅŸebbüsleri için asla hapis cezası öngörmez.
Kuralları ihlal eden ve iÅŸçilerin yaÅŸamını tehlikeye atan, onların ölümüne yol açan iÅŸverenlere karşı uysal olan İş Yasası, saÄŸlıksız, güvenliksiz koÅŸulları ve arkadaÅŸlarının ölümünü protesto ederek iÅŸ burakan, greve giden iÅŸçiler ve sendikacılar için ise yasadışı grev suçlamasıyla iki yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Üstelik bu cezaları geçtiÄŸimiz haftalarda artıran AKP nedense ölüme sebebiyet verebilecek iÅŸveren fillleri için hapis cezasını aklına bile getirmedi.
Hangi savaÅŸ, hangi çatışma, hangi ÅŸiddet eylemi bu kadar çok insanın yaÅŸamına mal oluyor? 200 bin ölü ve sakat iÅŸçi karşısında bunca suskunluk neden? Üstelik bu ölümleri önlemek bir savaşı, bir çatışmayı önlemekten çok daha kolayken; sadece daha fazla kaynak, daha fazla denetim, daha fazla özen ve daha az açgözlülük nice ölü iÅŸçinin yaÅŸamasını saÄŸlayacakken.
Aziz Çelik: Kristal-İş Sendikası AraÅŸtırma-EÄŸitim Uzmanı
Bu yazı toplamda 22, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Etiketler: Aklıma Takılanlar, Aklıma Takılanlar, haber, Tersane, Turkiye, Tuzla, yazı



:
:








Henüz Kimse Yorum Yapmamış
Yorum Yazınız